İnsan hakları standartlarının gerisinde kalan önemli bir adım

Çocuk istismarına ilişkin klavuzlara sahip olmak suç
12 Mayıs 2021

İnsan hakları standartlarının gerisinde kalan önemli bir adım: Almanya’da İnterseks çocuklara cinsiyet değiştirme operasyonlarını yasaklayan kanun yürürlüğe girdi.  

Üç yıllık bir yasama sürecinden sonra, geçtiğimiz günlerde yürürlüğe girdi: “Cinsel Gelişim Çeşitleri Olan Çocukların Korunmasına Dair Kanun” un amacı, rıza gösteremeyen interseks çocukların tıbbi olarak gereksiz tedavilerini önlemektir. İnterseks çocuklar, fiziksel bütünlüklerine ve gelecekteki gelişim fırsatlarına yönelik bu geniş kapsamlı müdahalelere herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın, bedenlerini normatif “erkek” veya “kadın” fikirlerine uyarlamak için, Almanya’da hala sıklıkla ameliyat edilmektedir. Ebeveynler, genellikle tıbbi tavsiye izlenimi altında bu tür müdahalelere rıza göstermektedirler. Ancak interseks genital mutilasyon olarak da bilinen bu müdahaleler, interseks çocukların fiziksel bütünlüğünü ve cinsiyet kendi kaderini tayin hakkını ihlal ediyor. Ayrıca, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını da ihlal ettiği söylenebilir.

Al. MK yeni prg. 1631e, ebeveyn velayetinin, “cinsiyet gelişiminin farklı biçimleri” olan bir çocuk için bir tedaviye rıza gösterme hakkını veya tek amaç çocuğun fiziksel görünümünü çocuğun durumuna uyarlamaksa, bunun kendisini gerçekleştirme hakkını içermediğini açıkça ortaya koymaktadır. Ebeveynler, ikili cinsiyet hallerinde ancak çocuk kendi kendine karar verene kadar ertelenemiyorsa, cinsiyet değiştirme operasyonlarına rıza gösterebilir. Rıza, aile mahkemesinden onay gerektirmektedir. Bunun verilip verilmeyeceği, büyük ölçüde çocuğun yüksek yararına bağlıdır. Ebeveynler, ayrıca disiplinler arası bir komitenin görüşünü önceden talep edebilirler. Bu komite, tedavi eden ve tedavi etmeyen doktorlardan, psikolojik, psikoterapötik veya psikiyatrik niteliklere sahip bir kişiden ve etik olarak eğitilmiş bir kişiden oluşur (Al. MK prg. 1631e, fık. 4-5). İstenirse, bir akran danışmanı da çağrılarak görüşü alınır. Her ikisi durum da ihtiyaridir ve ebeveynler tüm masrafları karşılamak zorundadır.  Komisyon planlanan müdahaleden yanaysa, bu müdahalenin çocuğun yüksek yararına olduğunu varsaymak gibi maddi ve hukuki bir etkiye sahiptir (Alman Medeni Kanunu’nun 1631e paragrafının, 3. fıkrasının, 3. cümlesi). Usul açısından bu, özellikle bir süreç asistanı atamaktan kaçınarak basitleştirilmiş bir adli onay usulüne dönüşür (Aile Kanunu yeni prg. 167b, fık. 1).

Genel yasağın açık bir şekilde yasal olarak sabitlenmesi ve cinsiyet değiştirme müdahalelerinin adli kontrolünün geliştirilmiş hali, önemli ve geç kalınmış bir adım olarak değerlendirilmektedir. Birleşmiş Milletler Kadın Hakları Komitesi, BM Engelli Hakları Komitesi, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi ve BM İşkence Komitesi de dahil olmak üzere, birkaç uluslararası insan hakları kuruluşu yıllar önce Almanya’dan bunu yapmasını istemişti. Ayrıca, yeni yasal durumdan sonra bile, çocukların yasal olarak korunmasında, insan hakları ve temel hakların korunması gereklilikleriyle uyumlu olmayan bariz boşluklar bulunmaktadır. Federal Hükümet, yasanın en geç beş yıl içinde değerlendirilmesi gerektiğinde bu hususları ele almak zorunda kalacaktır. Örneğin, düzenlemenin yalnızca “erkek veya kadın cinsiyetine atanamayan” “cinsiyet gelişimi çeşitleri” olan çocuklar için geçerli olması sorunludur. Düzenleme böylece bilimsel olarak çürütülmüş bir ikili sisteme bağlı kalıyor ve interseks kişilerin patolojikleştirilmesine ve damgalanmasına devam ediyor.

Ayrıca, korunan çocuklar grubu bu nedenle tıp uzmanlarının takdirine bırakılmıştır; tıp uzmanı çocuğu bu şekilde sınıflandırmazlarsa, çocuk koruma programından yararlanamaz. İnsan hakları açısından bakıldığında, çocukların cinsel ilişkiye hazırlanabilmesi için vajinalarının “buji” ile genişletilmesi yasağının kapsamına alınması gereken müdahaleler yelpazesinin bir parçasıdır. Bu bazen travmatize edici tedavi, doktorlar tarafından “cinsiyet gelişim değişkenleri” olduğu teyit edilmeyen çocuklara da uygulanmaktadır. Tıbbi kılavuzlar artık tamamen kozmetik cerrahi için bir endikasyon sağlamasa da, çalışmalar 2016 yılı sonuna kadar azalmadığını ve yapılmaya devam edildiğini göstermektedir . Bu konuda soruna ilişkin bir farkındalık eksikliği var; Alman Tabipler Birliği’nin gereksiz müdahale iddialarını reddeden ve yasayı gereksiz bir bürokratik engel ve tıp mesleğinin özgürlüğüne uygunsuz müdahale olarak eleştiren açıklaması bu açıdan önemlidir. Doktorların konuya yaklaşımı çok eleştirilmektedir. İlgili çocukların daha sonra yetişkin olduklarında tedaviyi ve yasallığını kontrol edebilmelerini sağlamak için, tedaviyi yapan hekimlerin artık dosyaları sadece on yıl (Al. MK prg. 630f, fık. 3) için değil, aynı zamanda ilgili kişi 48 yaşına gelene kadar saklaması gerekmektedir. Dava zamanaşımı ve dosyaların saklanmasına ilişkin düzenlemelerde sorun vardır.

Ayrıca belirtelim ki, yeterince açıklığa kavuşturulmadığı takdirde, interseks kişilere yapılan cerrahi müdahalelerin, etkin rızanın yokluğunda yasa dışı olduğunu açıkça ortaya koyan mahkeme kararları da mevcuttur (bkz. Köln Yüksek Eyalet Mahkemesi, 3 Eylül 2008, Az. 5/ U 51/08; Nüremberg-Fürth Eyalet Mahkemesi, 17 Aralık 2015, Az. 4 O 7000/11 ).

 

Prof. Dr. Dr. h. c. Yener Ünver